Küçük bir kasabaya indiniz, otobüs gitti, elinizde bir adres var ve karşınızdaki kişi sizin dilinizi bilmiyor. Üstelik siz de onunkini bilmiyorsunuz. Bu an, kasaba seyahatlerinin en çok korkulan ama aslında en çok hatırlanan anıdır. Büyük şehirlerde İngilizce bilen bir resepsiyonist, tabelalarda ikinci dil, telefonunda çeviri uygulaması olan bir garson bulmak mümkün. Kasabada ise iletişim tamamen size ve karşınızdaki insanın iyi niyetine kalır. İyi haber şu: seyahatte dil sorunu çözümü zannettiğiniz kadar dil bilgisiyle ilgili değil. Daha çok hazırlık, sabır ve beden diliyle ilgili.
Kısa cevap: evet. Uzun cevap: ama tek başınıza değil, birkaç araçla birlikte. Bir kasabada ihtiyaç duyacağınız iletişim konularının sayısı şaşırtıcı derecede azdır. Nerede kalacağınız, ne yiyeceğiniz, otobüsün kaçta kalktığı, tuvaletin nerede olduğu, bir şeyin kaç para olduğu. Hepsi topu topu on beş-yirmi kalıp.
Yeni başlayan biri için en büyük hata, "dili öğrenemem, o zaman hiç uğraşmayayım" diye düşünmektir. Oysa karşınızdaki insan sizden akıcı konuşma beklemiyor; çabalamanızı görmek istiyor. Yanlış telaffuzla söylenmiş bir "merhaba" bile kapıları açar.
Gitmeden önce ezberlenmesi gereken minimum liste:
Bu liste bir öğleden sonrada öğrenilir. Sayılar özellikle önemli, çünkü pazarlık ve ulaşım biletlerinde en sık çakılan yer fiyatlardır.
Kısmen. Ve "kısmen" kelimesinin altını çizmek gerekiyor, çünkü çoğu insan telefonuna fazla güvenip hazırlıksız yola çıkıyor.
İnternet olmadığında ne olur? Kasabalarda şebeke boşlukları normaldir. Bu yüzden gitmeden önce gideceğiniz ülkenin dil paketini çevrimdışı indirmek şart. Aksi halde dağ yolunda telefonunuz sadece bir fotoğraf makinesine dönüşür.
Sesli çeviri neden tutmuyor? Çünkü kasabalarda konuşulan şey genellikle standart dil değil, yerel şive. Uygulama şiveyi tanımaz, cümleyi saçma bir şeye çevirir. Çözüm: sesli çeviriyi bırakıp yazılı çeviriye geçmek. Telefonu uzatıp karşınızdakinin yazmasını istemek, sesli denemekten çok daha isabetli sonuç verir.
Kamera çevirisi ne zaman kurtarır? Menü okurken, ilaç kutusu okurken, otogar tabelasını sökerken. Özellikle Latin alfabesi kullanmayan bölgelerde kamera çevirisi neredeyse zorunlu bir araç.
Teknolojiye ek olarak eski usul bir yöntem: küçük bir not defteri ve kalem. Sayı yazmak, harita çizmek, saat çizmek evrenseldir. Kasaba mutfağını keşfetmeye çalışırken bir tabak resmi çizmek, üç dakikalık uygulama uğraşından hızlıdır.
Beden dili kurtarıcıdır ama tuzaklıdır. Bazı bölgelerde başı yukarı kaldırmak "hayır", yana sallamak "evet" demektir. Baş parmak yukarı işareti her yerde olumlu değildir. Bu yüzden temel kural şu: abartılı jest yerine sade jest kullanın.
İşe yarayan sözsüz araçlar:
Bir de şu var: sessizliğe tahammül edin. Karşınızdaki kişi cümlesini kurmak için zaman arıyor olabilir. Araya girip başka bir dille bağırmak iletişimi bitirir.
Panik yapmamak birinci adım. İkinci adım, cümleyi kısaltmak. "Yarın sabah erkenden otobüsle şehir merkezine gitmek istiyorum" yerine "yarın — otobüs — şehir — saat?" demek daha iyi çalışır. Dilbilgisi değil, anahtar kelimeler taşır anlamı.
Kasabada dil bilen insanı bulmanın belli adresleri vardır. Rastgele kimseyi çevirmenlik yapmaya zorlamak yerine bu adreslere gidin:
| Nereye | Neden işe yarar |
|---|---|
| Okul veya öğrenci kalabalığı | Genç kuşak genellikle temel yabancı dil öğrenmiş olur |
| Pansiyon / ev sahibi | Misafir ağırlamaya alışkın; kalıp cümleleri bilir |
| Eczane | İlaç adları çoğu ülkede benzerdir, sağlık konusunda kritik |
| Otogar veya bilet gişesi | Sayı, saat, yer isimleri üzerine kurulu basit iletişim |
| Kahve/çayhane | Şehirde çalışıp kasabaya dönmüş kişiler burada bulunur |
Konaklama seçiminizin de doğrudan etkisi var. Pansiyon ya da ev pansiyonculuğu yapan bir aile, ıssız bir dağ evine kıyasla iletişim açısından çok daha güvenli bir üs sağlar. Yerel halkla tanışma çabası da aynı kapıya çıkıyor: bir kez tanıştığınız kişi, sonraki üç gün boyunca gönüllü tercümanınız olabilir.